islam alemi

8/3/2007 - mescidi aksa yıkılıyor

Mescidi Aksa'nın Tarihi

Tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre Mescidi Aksa'yı ilk inşa eden kişi Hz. Süleyman (a.s.)'dır. Kur'an-ı Kerim'in Sebe suresinin 14. ayeti kerimesinin tefsiriyle ilgili olarak verilen bilgiler de buna delalet etmektedir. Bu ayeti kerime de şöyle buyurulur: "Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde, onun ölümünü, bastonunu yiyen ağaç kurdundan başka onlara gösteren olmadı. Böylece o yere yıkılınca, anlaşıldı ki cinler eğer gaybı biliyor olsalardı aşağılayıcı azabın içinde kalmazlardı." Bu ayetin tefsirinde şu bilgiler verilir: Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa'nın inşasında cinlerden de yararlandı. Bu inşaat işinde insanların yapmaya güç yetiremeyecekleri zor işleri cinler yapıyorlardı. Ancak Süleyman (a.s.) bir gün mihrabında asasına dayanmış halde ibadet ederken öldü. Cinler onun ibadet ettiğini sanarak işlerini yapmaya devam ettiler. Sonuçta Süleyman (a.s.)'ın asasını içten güve yedi ve asa kırılınca onun cesedi de yere düştü. Böylece öldüğü anlaşıldı.

Bazı tarihi kaynaklarda Kudüs'ün M. S. 70 yılında yıkıma uğratıldığı Beyti Makdis'in de bu olayda yıkıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu mekan yine bir mabed olarak biliniyor ve Beyti Makdis'in kalıntıları da korunuyordu. Şu an yahudilerin "Ağlama Duvarı" Müslümanların ise "Burak Duvarı" olarak adlandırdıkları duvar eski mabedin bir kalıntısıdır. M. S. 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Kudüs fethedildikten sonra Beyti Makdis'in yerinde Mescidi Aksa inşa edildi. Hz. Ömer (r.a.)'ın burayı mabed ittihaz etmesi de o mekanın kudsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. Mescidi Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletildi. Mescidi Aksa'nın hemen yakınında bulunan ve bugün Türkiye Müslümanları tarafından Mescidi Aksa zannedilen sekiz köşeli Kubbetu's-Sahra adlı mabed de Abdülmelik bin Mervan tarafından inşa ettirilmiştir.

 

Mescidi Aksa'yı Ortadan Kaldırma Çabaları

Siyonistler bu iddialarından yola çıkarak Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırabilmek için yıllardan beri çalışmaktadırlar. Siyonistlerin Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma girişimleri 1967 Haziran'ında Doğu Kudüs'ü işgal etmelerinden kısa bir süre sonra başladı. 21 Ağustos 1969'da Denis Ruhan adlı fanatik bir yahudi Mescidi Aksa'yı yakma girişiminde bulundu. Nisan 1980'de ünlü yahudi terörist Meir Kahane, Mescidi Aksa'nın bir yerine bol miktarda patlayıcı madde doldurarak bunu patlatmaya teşebbüs etti. 8 Nisan 1982'de fanatik bir siyonist terör örgütünün mensupları Kâh diye bilinen diğer bir siyonist terör örgütüyle işbirliği yaparak Mescidi Aksa'nın ana girişine bol miktarda patlayıcı madde yerleştirdiler. Ancak bu patlayıcı madde cami görevlileri tarafından patlamadan ortaya çıkarıldı. 10 Nisan 1982'de Meir Kahane taraftarlarından bir grup yahudi terörist zorla Mescidi Aksa'ya girmek istedi. Cemaatin ve cami görevlilerinin engel olması üzerine çıkan çatışmada cami korumalarından iki kişi öldürüldü. 21 Mart 1983'te Mescidi Aksa'ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi. Ancak tünel tamamlanamadan ortaya çıkarıldığı için teşebbüs başarılı olamadı. 27 Şubat 1984'te bir grup silahlı yahudi, caminin doğu tarafından Rahmet kapısının yakınından içeri girmek istedi. Ancak cami koruma görevlileri onların içeri girip bir katliam gerçekleştirmelerini önlediler. 14 Ocak 1986'da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescidi Aksa'ya girmek istediler. Ancak İslâmi Hareket mensubu gençler cami kapılarında barikatlar oluşturarak onların içeri girmelerini önlediler. Birkaç kez girişimde bulunan parlamenterler Mescidi Aksa'nın içine girmeyi başaramayınca geri dönmek zorunda kaldılar. Fakat bu olaydan sonra cami dışında işgalci askerlerin Müslüman gençlere saldırmasıyla başlayan çatışmalarda çok sayıda genç yaralandı. 8 Ekim 1990 tarihinde yine Mescidi Aksa'ya yönelik olarak gerçekleştirilen saldırıda 30 Müslüman şehid oldu, 800 Müslüman da yaralandı. Tarihe "Kudüs katliamı" olarak geçen bu saldırı, siyonist İsrail yönetiminin bazı fanatik yahudi gruplarını kışkırtması sonucu gerçekleştirildi. Bu saldırının asıl amacı ise Mescidi Aksa'nın bazı bölümlerini yıkmak ve zaman içinde tamamını yıkabilmek için ilk adımı atmaktı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/3/2007 -

En Güzel İsimler ALLAH (c.c.)ün dür. (Esmâül Hüsnâ) ALLAH'ın 99 ismi ve anlamları.

http://www.youtube.com/v/yXJO1hErxF0"> name="wmode" value="transparent">http://www.youtube.com/v/yXJO1hErxF0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350">
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/3/2007 -

                                MİRAC KANDİLİ

 

Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir.
İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul
edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının
yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz.
Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür.
Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci
aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi
oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok
sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır. 

Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da
amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü
yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak
adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz.
Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s)
imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı. 

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail
olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci
katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris,
beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz.
İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar
sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek
Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı
başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve
nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul
edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların Cennet'e gireceği
müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı
kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e,
oradan da Mekke'ye döndürüldü. 

Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler
yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya
başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın
gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye
gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i
sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları
şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı
inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu
olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Sıddîk"
lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya
devam edip etmeyeceğini soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur"
cevabını vermişti. 

Ahad hadislere dayansa da Mirac olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar
birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş
ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı
bilginlere göre Mirac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük
çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir.
Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac'ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de
bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük
çoğunluğuna göre mirac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir.
İçlerinde Hz. Aişe'nin de bulunduğu bazı bilginlerle mutasavvıfların büyük
çoğunluğuna göre ise uyanık durumda iken ama yalnız ruhla gerçekleşmiştir. 

Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal
gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar
döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan
geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı
verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti. 


MİRAC GECESİNDE PEYGAMBERİMİZE VERİLEN HEDİYELER: 

Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç şey verilmişti: Bunlar;
Beş Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Şirk Koşmamak şartı ile ‘’LA
İLAHE İLLALLAH ‘’diyen her Müslümanın cennete girebileceği müjdesi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

islam alemi

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Your title
sitemizi nasıl buldunuz
muhteşem
güzel
anlamsız

Arkadaşlarım